25 Şubat 2014 Salı

Braun Satin Hair 7 - Boyalı Saçlar İçin Seri


Eskiden benim için saç düzleştiricisinin/saç kurutma makinesinin veya maşanın markasının önemi yoktu. Hangisi uygun fiyatlıysa onu alır, performans farklarına dikkat etmezdim- ta ki eski bir tanıdığımın bana Braun Satin Hair 7 serisinin saç düzleştiricisini hediye etmesine kadar... Aynı işlevdeki cihazların arasındaki farkı bu düzleştiriciyi kullanırken anladım ve kısa sürede serinin diğer ürünlerini de aldım.
Öncelikle belirteyim, her ne kadar bu ürünler boyalı saçlar için özel olarak tasarlanmışsa da, saç türünüz ne olursa olsun rahatça kullabilirsiniz.
Vaatleri arasında,
- Saç rengini korumak,
- Saçlarınızın kırılmasını önlemek,
- Saçlarınızın nemini korumak,
- Saçlarınızın elektriklenmesini önlemek var.

Bu seri saç kurutma makinesi, düzleştirici, maşa ve saç fırçasından (fırça bu sete dahil sayılmaz pek) oluşuyor. Fırça hariç hepsi bende var. En sevdiğim ürünle başlayayım:
 
 
Açıkçası eskiden saç kurutma alışkanlığım yoktu. Braun'un bu saç kurutma makinesine kadar markalar arasındaki farkı da bilmezdim. Yurt dışındayen, sırt çantamla gezdiğim için bu kocaman kurutucuyu yanıma alamadım ve orada hostel'lerin, arkadaşlarımın dandik kurutma makineleriyle saçlarımı kurutmak zorunda kaldım. Hatırlarsanız Brezilya'da Brezilya fönü yaptırmıştım. Türkiye'ye dönmeden önce saçlarım ilk düzlüğünü kaybetti, dedim herhalde fönün etkisi geçti. Daha sonra Türkiye'ye dönüp biricik Braun'uma kavuşup, bir süre saçlarımı onunla kurutunca, saçlarım eski düzlüğünü yakaladı. İddia ettikleri "iyonik teknoloji"nin var olduğuna inanıyorum :)

Saç kurutma makinesinin yanında 3 adet de başlık geliyor. Bir ara saçlarımı dalgalı yapmak için vigo'sunu kullanıyordum ancak şu sıralar normal başlığı kullanıyorum. Çiçek şeklinde olan ise saç rengini koruyucu başlıkmış.

3 sıcaklık, 2 hava akımı ayarı ve bir de ekstra soğuk üfleme düğmesi var.

Keşke bu kadar büyük olmasa da her yere yanımda taşıyabilsem. Bayılarak kullanıyorum!

NOT: Saç kurutma makinenizin daha uzun ömürlü olmasını istiyorsanız saçlarınızı kuruttuktan sonra, makineyi bir süre de soğuk çalıştırıp, makine soğuduktan sonra fişten çekin.


Gelelim saç düzleştiricisine... 
Saç düzleştiricilerinin performanslarını önceden pek ayırt edemezdim, bunun sayesinde farkı anlamaya başladım :) Bu düzleştiriciyi hangi arkadaşım kullandıysa hayran kaldı, hatta saçlarımı düzleştirmekle görevlendirdiğim (:P) erkek arkadaşlarım bile makinenin ne kadar kaliteli olduğundan bahsedip durdular.

Makinede, saç kalınlığınıza göre ayar kısmı var. Ben 6 tiki geçmiyorum. Saçlarınızı düzleştirirken buhar sesi (bu da ne demekse) geliyor. En başlarda işkillenmiştim ama normalmiş. 
Bu düzleştiricinin tek eksiği, taraklı olmaması. Zannedersem taraklı modeller çok markada yok, ancak bu kadar iyi bir makinede tarak da olsa süper olurmuş.

Kablosunun çok kalın olması pratiklik sağlamıyor, evde kullanabiliyorum sadece.


Ailenin son üyesi de saç maşası. 
Uzun ve gür saçlarım olduğu ve hiçbir zaman saçlarımı yapmak için vaktim olmadığı için, zamandan tasarruf amaçlı olarak bu 32 mm'lik kalın maşayı tercih ettim :)
Daha önceki maşalarımda, yaptığım bukleler evden çıkana kadar bozulurken, bununla tüm gün dayanıyor. Saçlarımı elektriklendirmemesi de sevdiğim özelliklerinden. İnce maşaların yüzüne bakmıyorum pek.

Ben bu seriyi bayağı severek kullanıyorum, sizin favorilerinizi de duymak isterim :)

11 Şubat 2014 Salı

Arjantinli Kadınlar ve Kozmetik & Bakım Ürünleri

Herkese aylardan sonra merhaba!
Instagram'dan takip edenler bilir, birkaç aydır Güney Amerika'daydım. Güney Amerika dönüşü adaptasyon (depresyon mu deseydim acaba?), şehir değişikliği, yeni şehre alışma vs. derken takip ettiğim blog'ları bile okuayacak vaktim olmadı. Artık yavaştan sistemimi oturttuğuma göre blog'uma dönebilirim! :)

Daha önce Brezilya'dan kişisel bakım gözlemlerimi paylaşmıştım, sıra daha uzun kaldığım Arjantin'de. 

Arjantin'de 1,5 ay kaldım, birkaç şehrini gezdim ve gözlemlediğim kadarıyla, kozmetik fiyatları oldukça yüksek. Marka çeşitliliği fena değil ama bizdeki gibi indirimler, promosyonlar yok. 

Arjantin'in en önemli kişisel bakım mağazası zinciri "Farmacity". Bizdeki Rossmann ayarında. Kozmetiğin yanı sıra, temizlik malzemeleri, ilk yardım malzemeleri, az da olsa yiyecek ve ilaç satılıyor. Arjantin'in her yerinde, büyük şehirlerde ise adım başı görebileceğiniz bir mağazalar zinciri. Ben alternatifini göremedim ve hangi mağazasına girsem sürekli kalabalık oluyordu. 

Fiyatları fena değil. Bazı ürünlerde kendi fason üretimlerini satıyorlar, onlar da hem kaliteli hem ucuz oluyor. Fason üretim lens solüsyonları bile var! :)

Mağazanın ilaç satan kısmı. İnsanlar reçetelerini getirip ilaçlarını alıyor ve ilaç kısmı genelde kalabalık oluyor.

İlk yardımda kullanılan bir takım kimyasal maddelerin bulunduğu kısım.

Bisküvi, tatlandırıcı vs. reyonu.




Arjantin ve yine yaşlı nüfusunun kalabalık ve aktif olduğu Şili hakkında yaptığım gözlemlerden biri, orta yaş üstü insanlarının inanılmaz aktif olmaları ve hayatlarını yaşamaları. Arjantin'de, Şili'de yaşlılar günlük hayatlarında takım elbiseyle, tayyörle geziyorlar, sokaklarda dans ediyorlar, gece 3'lere kadar dostlarıyla restaurant'larda laflıyorlar, milonga'larda (tango gecesi) sabahlara kadar tango yapıyorlar. Güney Amerika'da bastonlu yaşlı insan görmedim zaten. Bunu nereden kozmetiğe bağlayacağıma geliyoruz... Yaşlı kadınlar bakımlarına çok dikkat ediyor. 70 yaşındaki kadın bile allığını, pudrasını, rujunu sürmüş, öyle çıkıyor arkadaşlarıyla buluşmaya. İşte bu yüzden, kozmetik ürünleri satan mağazalarda sıklıkla anti-aging serisinden fondötenler, kapatıcılar bulmak mümkün. Örnek olarak, yandaki fotoğrafta Maybelline'in "Age Rewind" serisini görebilirsiniz.


İlk fotoğrafta Maybelline'in Fit Me kapatıcısını görebilirsiniz. 15-20 liraydı. İkinci fotoğrafta Rimmel'ın Wake Me Up fondöteni var. 30-35 lira fiyatı. Revlon'un BB Cream'i ise merak ettiğim, ancak bir BB Cream'i 3 senede bitirememiş olmamdan dolayı almadığım bir ürün oldu.


Sally Hansen'ın Fuzzy Coat serisinin renklerine bayıldım, ancak fiyatları 20-30 tl civarıydı, koşarak uzaklaştım! 3. fotoğrafta ise Maybelline'in Dream Bouncy allıkları var. Açık renk çok tatlı değil mi? :)

Oje konusunda, gerek fiyatlar, gerek çeşitlilik olsun, biz çok şanslıyız. Farmacity'lerdeki "büyük" oje standlarından... 2-3 marka anca var, en ucuz ve kalitesiz oje 5 lira.

Yine Farmacity'den bir görüntü. La Roche-Posay'nin ojeleri ve -yanlış hatırlamıyorsam- pudraları satılıyordu. Ojeler 40 lira! :o 
 
Farmacity'den çıkıp Buenos Aires'in ünlü alışveriş merkezine, Galerías Pacífico'ya girelim. Az sonra göreceğiniz MAC, Chanel, Bobbi Brown mağazalarının yanı sıra Revlon, Lancome, Clinique gibi markaların AVM içinde küçük standları var. Küçük dediğime bakmayın, ürün çeşitlilikleri fazla. 


Aynı AVM'deki MAC mağazası ve allık standı. Fiyatları Türkiye'den 3-5 lira ucuzdu sadece. (Gerçi MAC'in Türkiye'den de pahalı olduğu bir tek Brezilya'yı gördüm henüz)
 




Yine aynı AVM'deki Sevil Parfümeri tarzı bir mağaza, yanındaki Bobbi Brown ve Chanel mağazaları. Bobbi Brown mağazasında makyaj eğitimleri de vardı (İspanyolcam çok çok iyi olmadığı için içimde kaldı :/ ), ürünlerin fiyatları da Türkiye'dekinden çok daha uygundu. (Bazı ürünlerde yarı fiyatı kadar - ve indirimsiz fiyatları!)
Chanel mağazası ise çok sade ve soğuk geldi, birkaç kez içersinde gezinip çıktım sadece.


Bu fotoğraflar da Carrefour'dan. Arjantin'deki her Carrefour mağazasının sahibi farklı olduğu için sattığı ürünler, fiyatları, kuralları farklı. İlk fotoğraftaki ürün, Güney Amerika'nın diğer ülkelerinde de gördüğüm ilginç şekilli ağda. Nasıl kullanılıyor anlamadım. 
İkinci fotoğrafta ise "POND'S" marka kremleri görüyorsunuz. Güney Amerika'nın her ülkesinde en sık rastladığım cilt bakımı markası. Fiyatları çok uygun. Ben Latin Amerika menşeili zannediyordum ama ABD kökenliymiş. "OLAY" ayarında bir marka diyebiliriz. Fotoğrafta gördüğünüz cilt bakım kremi 10 lira.
Altında ise "Formuly Piel" markasının termal suyu var. Elimde hali hazırda birkaç tane markanın termal suyu olduğu için ilgimi çekmedi. Fiyatı 20-25 tl. 
Bu da Carrefour'un ağda reyonu. Arjantinli arkadaşlarıma "bunlar nasıl kullanılıyor" diye sorma fırsatım olmadı ne yazık ki...
Saç ürünleri -Brezilya kadar olmasa da- çok çeşitliydi. Keratinli maskeler, kabarmayı ve elektriklenmeyi önleyen ürünler revaçtaydı; ancak bavulumda yer kalmadığı için hiçbir şey alamadım...

Genç Arjantinli kadınların makyajla arası pek olmasa da, orta yaşlı ve yaşlı kadınlar bakımlarına son derece özen gösteriyor.
Gördüğünüz gibi bizdeki kadar çeşit veya fiyat avantajları yok. Ama yine de herkes halinden memnun. Sanırım Güney Amerika'dan çıkardığım en önemli derslerden biri bu: less is more!
3,5 aylık Güney Amerika seyahatim boyunca salatalık sütlü vücut sütü dışında bakım namına hiçbir şey almadğımı söylesem daha iyi anlayabilirsiniz sanırım ;)

2 Kasım 2013 Cumartesi

Brezilyalı Kadınların Güzellik ve Bakım Alışkanlıkları

Hola chicas!
Brezilya seyahatimi bitirip Arjantin'e yerleştim stajım için. Kalacak yer sorunu, ortamı tanıma derken sürekli aklımda olan bu yazıyı erteledim de erteledim. Başlayalım artık :)

Brezilya'da kozmetikten çok fazla vergi alındığı için sadece birkaç uluslararası ve birkaç da yerel marka var ve onlar da aşırı pahalı. Maybelline en sık rastlanan marka ve bir maskarası 30 tl'den başlıyor desem?

Diğer kozmetik ürünlerinde de fiyatlar çok farklı değil. Brezilya Sephora'sının internet sitesinden fiyatları kontrol edebilirsiniz. Brezilya real'i ve Türk lirası birbirine yakın, dolayısıyla aklınızda bir fikir oluşabilir. Naked 2 paleti 225 tl'ydi mesela.

Drugstore'larında hem kişisel bakım ürünleri hem de ilaç satılıyor. (Arjantin'de de böyle, onun da yazısı gelecek)
Brezilyalı kadınlar saçlarına inanılmaz önem verdiği için gerek drugstore'larda gerekse marketlerde zibilyon tane saç bakım ürünü satılırken, sadece 3-5 markanın cilt bakım ürünü var ve sayıları çok yetersiz.


 Carrefour ayarındaki bir hiper marketin sırf saç bakım ürünü reyonları. En sona kadar, sağlı ve sollu saç bakım ürünleri var.
 Bu da aynı marketin cilt bakım ürünü reyonu. Aradaki farka dikkat. Sadece 2 sıra ürün var.
Aynı hiper marketin kozmetik "reyonu"

Bir avm'deki MAC kiosk'u. Fiyatları Türkiye'dekinden bile pahalı olduğu için pek yaklaşamadım gördüğünüz üzere :)

"Elidor" markası Brezilya'da "Seda" adıyla satılıyor. "Seda" Portekizce ve İspanyolca "İpek" demek. Aynı marka Arjantin'de "çizgi" anlamına gelen "Sedal" adıyla satılıyor nedense.


Bu fotoğraf plajlarıyla ünlü Florianopolis'in sahil kesiminden bir "drugstore"dan. Deniz kenarı olmasına rağmen Brezilya'daki kozmetik kıtlığı burayı da vurmuş, güneş koruyucular sadece küçük raf boyunca satılıyor. İşin ilginci, Brezilya'nın diğer şehirlerinde de çok fazla güneş koruyucusu satılmıyor. Plajlarıyla ünlü bir ülkeye yakıştıramadım bu kadar az ürünü!

Brezilya'da kozmetik aşırı pahalı dedik ya, en net örneklerinden biri. John Frieda şampuanlar 55 tl, Frizz-ease serum 70 tl, Organix şampuanlar ise 65 tl!



Keratin bakımının Brezilya'da büyük önemi var. Fotoğrafta gördüğünüz kiloluk keratinler en kıytıda köşede kalmış küçük marketlerde bile satılıyor. 1 kiloluk ürünün fiyatı 10 lira civarı. Saçların kabarmasını önlüyormuş ve çok yoğun bir bakım ürünü olduğundan ayda sadece 1 kere falan kullanmak gerekiyormuş. Bir arkadaşım bu ürünü çok kullanmaktan dolayı saçlarının "yorulduğunu" söylemişti.
"Madem ayda 1 kez falan kullanmak gerekiyor, neden kiloluk satılıyor" soruma ise cevap bulamadım :)


Brezilya fönü yapılırken sıkıldığımı göre kuaförün oyalanmam için verdiği dergideki "Seda" reklamları.




En alt rafta az önce bahsettiğim kiloluk keratinlerden görebilirsiniz.

Bu da Brezilya'da geç bulup erken kaybettiğim muhteşem bir tonik. Arkadaşım marketten 6-7 liraya almış, muhteşem bir ürün, sen de dene dedi. Makyajımı çıkarıp yüzümü temizlemiştim ama bir deneyeyim dedim. Yüzümü sildiğim pamuğa baktığımda inanamadım, hiç temizlenmemiş gibiydi. 
Bu mucize ürünü küçük bir firma çıkarıyor ve daha sonra başka bir yerde bulamadım ne yazık ki. İçimde kalan bir ürün oldu.

Brezilyalı kadınlar için en önemli bakım ürünleri, saç ürünleri. Brezilya fönü çok yaygın (haliyle). Hatta Arjantin'de tanıştğım 2 Brezilyalı kız saçlarımın çok güzel göründüğünü söyledi, ben progressiva yaptırdığımı söyleyince ikisi birden "aaa, biz de!" dediler. Onlar için sıradan bir işlem.

Saç bakım ürünlerinde "anti-frizz" baskınlığı var. Saçları acayip kabaran bir insan olarak bavuluma daha fazla yük etmemek için almadım. Brezilyalı kadınların saç telleri daha kalın ve kıvırcığa yatkın olduğu için, anti-frizz ürünler onlarda bu kadar etki ediyorsa bende nasıl etki ederdi kim bilir...

Brezilyalı kadınlar saçlarına verdikleri önemi ciltlerine vermiyor- ya da cilt bakım ürünleri inanılmaz pahalı ve az çeşitli olduğu için öyle bir çıkarıma vardım. Ancak yine de makyaj yapan çok fazla kadın göremezsiniz.

"Make B." diye bir kozmetik markaları var. Ürün çeşitlilği çok az, fiyatlar yüksek. Türkiye'de olsa kimse yüzüne bakmaz.

Brezilya'da çok çeşitli kozmetik markaları olmadığından, kadınlar ülkelerinde satılmayan markalara iç geçirerek bakıyorlar. Brezilyalı arkadaşlarm benim oldukça küçük olan makyaj çantamı merakla ve hayranlıkla karıştırıp bilmedikleri ürünlerin ne işe yaradığını sormuşlardı tek tek. Hatta o kadar bayıldılar ki, "giderken makyaj çantanı burada bırak", "parasız kalırsan makyaj malzemelerini sat" falan diye şaka yapıyorlardı. Makyaj malzemelerimi gösterdim, şok oldular.
Tanıştığım kızlardan birinin adı "Deborah"ydı. Deborah Milano diye bir kozmetik markası olduğunu söyleyince çok şaşırdı. Bilseydim geniş çaplı bir set hazırlayıp götürürdüm Deborah'dan :)

Brezilya'dan kozmetik-bakım eksenli izlenimlerimin sonuna geldik. Bundan sonraki adım Arjantin'den izlenimlerim olacak. 
Güney Amerika maceramdan fotoğrafları takip etmek isterseniz instagram sayfama beklerim :)

19 Ekim 2013 Cumartesi

Blogger Buluşmaları Mimi

Bugünün 3. post'u, hızıma yetişemiyorum :)

Biricit ve Mila beni mim'lemiş. Mim'leri çok seviyorum, kendilerine teşekkür ediyorum :)

Gelelim sorulara...
* Blog'unuzun Adı: 
Bir Kabzımalın Kozmik Yalnızlığı ve İzdüşümleri (bu soru şart mıydı?)

* Hangi İlde Yaşıyorsunuz?: 
Bursa; ancak birkaç ay boyunca yurt dışında olacağım.

* Blogger Buluşmalarına Katıldınız Mı?: 
Evet. Bir makyaj eğitimi, bir lansman ve bir de Bursa blog yazarları buluşmasına katıldım.

* Bulunduğunuz İlde Blogger Buluşması Olsa Katılmak İster Miydiniz?: 
Çok istiyorum elbette ki ;) Daha sık olmalı.

* Sizce Bir Blogger Buluşma Etkinliği Nasıl Olmalı?: 
Blog'larımızda yazdığımız konularla paralel olmalı. Mesela kozmetik blogger'ları buluşuyorsa, bir kozmetik markasının mağazası ziyaret edilebilir, eğitim alınabilir. 
Gruplaşma ve dedikodunun olduğu buluşmalardan hiç hoşlanmıyorum, bütün hevesimi öldürüyor. (Arkadaş buluşmaları için de geçerli, genel bir rahatsızlık durumu)

Takip ettiğim kadarıyla mim'lenmeyen kalmamış. Ama yapmak isteyen olursa sevinirim ;)

18 Ekim 2013 Cuma

Brezilya'da Brezilya Fönü Deneyimi! (Escova Progressiva)

Brezilya'dan selamlar!

4-5 günlüğüne diye geldiğim Rio'yu o kadar çok sevdim ki, tam 9 gün kaldım, gelmişken Brezilya fönü yaptırayım dedim. Bu satırları ise Brezilya'nın gördüğüm en güzel şehrinden, Florianopolis'ten yazıyorum.

Saçlarım ne düz ne dalgalı. Yaptığım onca bakıma, döktüğüm onca paraya rağmen feci halde kabarıyor, beni çileden çıkarıyor. Üstüne, saçlarım çok gür olduğu için düzleştirirken bir noktadan sonra yoruluyor ve sıkılıyorum, saçlarım yarı kabarık yarı düz kalıyor.
Brezilya fönü yaptırmayı uzun zamandır istiyordum, aylarca araştırdım. Ama etken maddenin içindeki "formaldehit" yüzünden vazgeçtim. Formaldehitsiz olanlar ise aşırı pahalıydı. Ucuza gelsin diye evde yapayım dedim, formaldehitsiz keratin için birkaç yerden fiyat aldım. Ben 100-150 tl gibi bir şey beklerken keratini satan firma 300 liralık bi fatura + KDV (bunu da ayrıyeten eklemişler dalga geçer gibi) çıkardı karşıma. Sağlam bi sövüp düz saç hayallerimi başka bahara ertelemek zorunda kaldım.

Bundan 1 yıl önce Brezilya'da Brezilya fönü yaptıracaksın deseler "hadi ordan!" derdim herhalde. Hazır Brezilya'ya gelmişken bir hayalimi de bunun orijin ülkesinde gerçekleştirmeye karar verdim.

Hostel'de çalışanlara sorup iyi bir kuaför bulmaya çalıştım. İlginç bir şekilde, sorduğum Brezilyalı erkekler, kızlardan daha bilgiliydi bu konuda, onlar yönlendirdi. Bütün kuaförler bu işlemi yapıyormuş burada. Sonunda hostel'e yakın, merkezi bir yerde olan "Carlos Hair Center"da karar kıldım.

Brezilya'da "unisex kuaför" diye bir olay da var, erkeklerde kadınlar yan yana saçlarını kestirebiliyor. Kuaförüm Fabio benden önce bir adamın saçlarını kesiyordu :)
Fotoğrafta kolu görünün kişi bizim Fabio. Yaşlı amca ise Fabio'yla birlikte erkeklerin saçını kesiyor. Ortadaki kadın ise manikür & pedikür vs. yapıyordu.

Fabio İngilizce bilmediği, ben de Portekizce bilmediğim için hostel'den çıkmadan önce sorularımı kağıda yazdırdım Portekizce olarak. "Bir daha gelmem gerekiyor mu", "Saçlarımı nasıl bir şampuanla yıkamalıyım" gibi sorulardı.

İşlemden sonra Fabio'ya gösterdim kağıdı :)) Hostel'e gelip Fabio'nun cevap olarak ne yazdığını sordum hemen :)

Brezilya fönüne Brezilya'da "escova progressiva" deniyor. Ama kısaca "progressiva" diyorlar. Formaldehitsiz istiyorsanız "sin formol" demeniz gerekiyor. Ben de "sin formol" olanından istedim tabii ki :) Normali 6 ay dayanırken, formaldehitsizi 2-3 ay dayanıyormuş-ki bana yeter de artar bile :)

Şimdi işleme geçelim :) 
- Fabio ilk olarak Brezilya fönü setini çıkardı, şampuanıyla saçlarımı soğuk suyla yıkadı. (Tüm uğraşlarıma rağmen Brezilya fönü setinin fotoğrafını çekemedim.) Ardından kuruttu.
- Çikolata kokulu keratini saçıma yedirip tarakla iyice yaydı ve beklemeye aldı. Yaklaşık 30-45 dk. bekledim.
- Daha sonra saçlarıma fön çekti. Bu işlem sırasında saç diplerimin biraz yandığını hissettim, biraz da duman çıktı ama hiç kötü kokmadı. Hep çikolata kokuyordu :)
- Fön çektikten sonra saç düzleştiricisini en yüksek ısıya getirip saçlarımı düzleştirdi. Bu işlem esnasında saç diplerin acıdı biraz ama Fabio'nun saç düzleştiricisini iyice köklemesinden kaynaklandığını düşünüyorum :)
- Bu işlemden sonra, ben bitti zannederken, saçlarıma saç kremi gibi bir şey sürüp bekletti. Daha sonra yıkadı ve son kez fön çekti. Saçlarım dümdüz, yumuşacık ve pasparlak olmuştu!!! Fabio'nun kağıda yazdığı üzere bir daha gitmem gerekmedi kuaföre.

(Bütün bu işlemler sırasında çok fazla saçımın dökülmediğini de eklemek isterim. Hatta saçlarım Brezilya fönü yaptıralı beri daha az dökülüyor!)

Brezilya fönünün ilk yapıldığı zaman. Fotoğrafı çekmesini istediğim arkadaş biraz beceriksiz olduğu için saçlarımın kırıkları belli oluyor sadece :/

Hemen hostel'e gelip herkese saçlarımı ellettim :)) Herkes çok beğendi, "you look hot!" gecenin favori cümlesiydi :)

Ertesi gün kendim bir daha düzleştirdim, başka da bir şey yapmadım. Şu an saçlarım düz, ama jilet gibi düz değil fotoğraftan gördüğünüz üzere. Brezilya fönü yaptırdıktan 2 gün sonra yağmur altında kaldım bir süre, ona bağlı olabilir; ancak bu hali daha doğal, kesinlikle daha çok sevdim!
Bu da en yeni fotoğrafım. Yaptıralı 2 hafta oluyor. Parlaklık ışıktan değil :) "Dümdüz" değil dediğim gibi (yağmurda kalma vs. nedeniyle) ama bu hali daha doğal değil mi? :)

Brezilya fönünü çektireli 2 haftaya yakın oluyor. Burada sülfatsız şampuan bulamadım pek, Türkiye'den getirdiğim Otacı şampuanlarımla yıkıyorum, bitince ne yapacağım bilmiyorum :) Ama Fabio'nun dediğine göre her türlü şampuanla yıkayabilirmişim.

Hayatı boyunca "yıka, çık" insanı olamamış, saçlarının daha az kabarması için kurutma esnasında elini milim oynatmayan biri olarak, hayatımın saç açısından en mutlu günlerini yaşıyorum. Gün içinde sürekli saçlarıma dokunuyorum (yumuşacıklar!) ve saçlarımı amuda kalkarak kurutsam bile (söz gelimi :p ), saçlarım dümdüz kalıyor!! Parlaklığı da cabası ;)

Bu işlemi Türkiye'de yaptırmamla burada yaptırmamın farkı, buradaki kuaförlerin elinin çok daha yatkın olması. Kullandıkları malzemeler ve gidişat neredeyse aynı ama buradaki kuaförler için sıradan bir işlem. Türkiye'de ise son yıllarda popüler oldu. 

Fiyatına gelirsek, formaldehitsiz istediğim için biraz daha pahalıya geldi, 160 Real (145 tl) verdim. Brezilya'da bir AVM'nin kuaföründe fiyat sormuştum, 500-600 tl demişlerdi. Gayet ucuza kapattım yani :)

Bu arada, kuaförde yan tarafımda transeksüel bir kadının saçı yapılıyordu. Kimse garipsemedi, herkes normal bir şekilde muhabbet ediyordu, çok hoşuma gitti. Kadın benim yabancı olduğumu öğrendikten sonra yanındakilere "thank you very much" demeyi öğretti, çıkarken gülümsedim :) Keşke bizde de insanların tercihlerine/yönelimlerine saygı olsa da, "bizim gibi olmayanları" günlük hayatımızda da görebilsek ;)

1 Ekim 2013 Salı

3 Aylık Kozmetik "Bavulum"!

Rio de Janeiro'dan herkese merhaba! :D

Uzun zamandır blog’umla ilgilenememe nedenim, 3 aylık Güney Amerika seyahatimi planlamaktı. Yarım yamalak da olsa hazırlıklar bitti ve Dubai aktarmalı olarak Rio'ya varabildim birkaç saat önce. Sanki yıllardır yoldayım, çok yoruldum. Kendimi direkt hostel'e attım, biraz dinlendikten sonra daha önce yazmış olduğum bu yazıyı düzenleyip yayına verdim, umarım keyifle okursunuz :)

Üniversitedeyken sırt çantamla Avrupa’yı defalarca gezdim. Okulum olduğu için Avrupa dışına uzun süreli gidemedim. Hazır bu yaz üniversite bitti, hep hayalimdeki gibi uzun uzun gezmek için vakit varken, ben de kendimi Güney Amerika’ya atmaya karar verdim. Ekimin sonlarında başlamak üzere 1 buçuk ay Buenos Aires’te staj yapacağım, öncesinde ve sonrasında da komşu ülkeleri arşınlayacağım.

İlk kez Avrupa ve Kafkasya dışında bir coğraftayaya hem de bu kadar uzun süreli gidiyorum. O yüzden bir "sırt çantalı gezgin" olarak evde bulabildiğim en büyük bavulu aldım. Ancak o kocaman bavula sadece kozmetik ürünlerim, yolda atıştırmalık olarak aldığım yiyecekler, şişme yatağım ve hediyelikler sığdı. Kıyafetler için bir de el bavulu yük ettim kendime.
 Masanın üzerinde genel görünüm :)

 
Bavulumu hazırlarken, yanıma alacağım kozmetik ürünlerini salondaki masanın üzerine bıraktım tek tek, daha sonra kutulara ve makyaj çantalarına koydum. Bakalım neler götürüyorum? ("Ne götürmüyorum" desem daha mı doğru olurdu acaba? :) )

İlk fotoğrafta bana 3 ay yetecek kadar oje, stokladığım ve onlarsız yapamadığım NOB mendiller, bolca lens solüsyonu, yedek lensler, mendiller ve diş tellerim için balmumu var. (Bu kadar balmumu gerekli miydi, emin değilim :) )

Bu fotoğrafta, kremlerim, güneş ürünlerim, Bioderma’larım, taşıması ve kullanması kolay maskeler, burun bantları, pamuklar var. Orada masraf etmemek için evdeki stoğumu götürüyorum. Ağır bavuluma tek tesellim, bitirdikçe atacak olmam ve bavulumda yer açılacağı gerçeği.

 


Saç ürünü olarak, vazgeçemediğim Otacı’larımı, Liby’ninDünyası’nın çekilişinden kazandığım Down Under Natural’s’ın seyahat boy serisi, çok sevdiğim arkadaşım Mila’nın tavsiyeleriyle aldığım Charles Worthington’ın saç kremi ve ölüp bittiğim, asla yanımdan ayıramadığım Sephora domuz kılı saç fırçası bavulumda yerini aldı.


Vee makyaj malzemelerim...
 


Normalde çok makyaj yapmayan ama seyahatlerinde makyajsız çıkmayan biri olarak kirpik kıvırıcısından kalemtıraşa kadar aldım yanıma. Far olarak Balm Jovi palet (her derde deva) ve seyahat vazgeçilmezlerim MAC Sorcery ve Golden Rose’un kiremit rengi, hafif ışıltılı farını aldım.Bu ikiliyi seyahatlerde yanımdan ayırmıyorum.
Allık olarak çok açılmadım, fırçalı olması nedeniyle sırt çantalı seyahatlerimde pratiklik sağlayan ve aynı zamanda en sevdiğim allık olan Benefit-Dandelion’ı ve MAC-Springsheen'i aldım.
Selin’in çekilişinden kazandığım Essence bronzer’ımı, her yere götürdüğüm Sephora transparan pudramı ve fondöten sürmeye üşeneceğim zamanlar için de Golden Rose pudramı aldım.
Göz altları gökkuşağı gibi mor, sarı ve yeşil tonlarından oluşan biri olarak bitmesine az kalan Golden Rose kapatıcımın yanında, MAC’ten aldığım ve kullanmaya can attığım kapatıcımı da stokladım.

MAC jel eyeliner ve MAC kaş maskarası gibi vazgeçilmezlerimi de en başta hazırladım.
Bitmesi yaklaşan ve çok sevdiğim Golden Rose maskaram, partiler ve gece gezmeleri için  They’re Real’ım ve bunlar biterse diye yedeklediğim, Liby’nin Dünyası’nın çekilişinden kazandığım Avon maskaram ile sayıyı 3’leyerek rekor kırdım.

Rujda riske girmemek için doğal renklere yöneldim- ki zaten güzel bir göz makyajı yaptıktan sonra dudağınıza pek bir şey sürmeseniz de oluyor. Avon Türkiye tarafınan bana gönderilen harika dudak kalemini ve Liby’den kazandığım Avon’un mor göz kalemini, MAC’in kırıla kırıla bitirmek üzere olduğum kahverengi göz kalemini ve L’oreal’in siyah göz kalemini de kalemlerime ekledim.

Son olarak da, Gratis’teki acı badem sütü alana makyaj temizleme mendili hediye kampanyasından kaptığım Bebak’larımı ekledim. Acı badem sütü Arjantin’de yerleşik kalacağım zamanlar, mendil ise sırt çantamla gezeceğim zamanlar için.

Bitti mi? Bitmedi.
Favori yüz temizleme jelim olan Avene’i hem aylarca gittiği için hem de çantaya akma-dökülme yapmayacak kapağı için tercih ettim. Fırçalarımı yıkamak için bitmek üzere olan Dalin şampuan, günlük temizlik için Sephora’nın fırça temizleyicisi (bu ikisi biraz lükse kaçtı sanırım), yine Liby’den kazandığım minik kakao yağı (bu yaz sadece 1 kez denize girmiş biri olarak Türkiye’ye zenci olarak dönmeyi planlıyorum!) ve vücut sütü, bir de bol bol tester aldım. Tester’lar sırt çantalı günlerim için.

(Bir de fırçalarım var ama onları kuruttuğum için fotoğraflarken es geçtim)

Evde bulabildiğim her türlü makyaj çantası ve kutu türevine malzemelerimi doldurdum, sonuç şu şekilde:

 Kutuladıktan ve yerleştirdikten sonra genel görünüm...


Pamuk ve mendil gibi yumuşak ürünleri bavuluma dolgu malzemesi olarak kullandım. Bioderma damacanası her zamanki gibi dışarıda kaldı.


Son olarak, bavulumun içinde görünüşleri böyle:



Avon kutusunun yanındaki gri poşet "Bioerma damacanası". Ağzını sıkıca kapatıp peçeteyle sardım ve paket lastiğiyle de peçeteyi sabitledim. Poşete de sardıktan sonra bavulumun içine akmaz diye umuyorum.

Bavulun gördüğünüz haline 3-5 hediyelik ve ıvır zıvır yerleştirdikten sonra bavulu zar zor kapatabildim. Bazen keşke erkek olsaydım diyorum. Bi deodorant, bi traş bıçağı yeter :)

Orada olduğum sürede yayınlanması için birkaç yazı planladım. Brezilya ve komşu ülkelerdeyken yazı yazamayacağım ama Arjantin’de mutlaka yazacağım. Güney Amerikalı kadınların güzellik sırlarını çözmeye çalışacağım :p

Türkiye’ye döner dönmez de, bir gezi sitesi açma planım var. Gezdiğim, gördüğüm ülkelerde aldığım notlarımı bir yerde birleştirip benim gibi gezgin ruhlu insanlara yol gösterme fikri beni heyecanlandırıyor.

Blog’umun en uzun yazılarından biri oldu, umarım sıkılmadan okumuşsunuzdur. Oraya varınca, çok gerekli olan bir kozmetik ürünümü unuttuğumu fark edeceğim, şaşmaz :)

Son dakika: Bavulun sapı daha İstanbul'dayken koptu, yarın Rio'da bavul bakacağım kendime. Yok yok, o son bronzer'ı almayacaktım ://
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ShareThis