9 Haziran 2014 Pazartesi

Yetişkinlikte Ortodonti Tedavisi

Selamlar!
Blog'uma kozmetik dışında yazı yazmamaya gayret ediyorum ama ortodonti konusu dış görünüşü direkt etkilediğinden, güzel dişlerin de bir insanı güzel yapan etkenlerin başında geldiğinden, tedavim hakkında yazmaya karar verdim.

Rujumdan da eksik kalmam :)

Ortaokuldayken ortodonti tedavisi görmüştüm; ancak o zamanki ortodontistim işini bilmediği için daha sonra dişlerim bozuldu. Bozulmaktan kasıt, alt dişlerimin bozulması, üst dişlerimin de biraz önde durmasıydı. Dişlerim sokaktaki insanların %90'ınkinden düzgündü ama ben daha da mükemmel görünmelerini istiyordum.

25 yaşıma girdikten birkaç hafta sonra kararımı kesinleştirip ilk bulduğum ortodontiste gittim. (Şansıma, işini en iyi yapan, mükemmel bir ortodontist çıktı) 4 dişimi çektirmem gerektiğini söyledi. En başta pek yanaşmadım; zira sağlam dişlerdi. Ancak internette biraz araştırma yapınca ve daha önce ortodonti tedavisi görmüş kişilerle konuşunca bunun çok normal olduğunu gördüm. Aksine, eğer dişlerinizi çektirmeden tedavi görürseniz daha sonra o dişlerin birbirlerini sıkıştırıp bozulma ihtimalleri daha yüksek.
4 dişimi çektirdim ve tedavi başladı. Gerek braketlerin yapıştırılması, gerekse sonraki zamanlarda hiç acı hissetmedim

Eğer bir miktar daha fazla para verseydim seramik braketlerkle tedavi görebilirdim, onlar sadece yakından belli oluyor. Ama metal braketler daha iyi olduğu için tercih etmedim.

Geçen yaz ağustosta başladığım tedavimin bitmesine 5-6 ay kaldı. Dişlerim zaten çok bozuk olmadığı için dizilimi 7-8 ayda tamamlandı. (Bu süreçte 3 ay yurt dışında olduğumdan gelemedim, gelebilseydim daha bile kısa sürebilirdi) Şimdi de çekilen dişlerin boşluklarını doldurmak için dişleri geriye çekiyoruz. 

Gelelim sosyal hayattaki etkilerine... Ben en başta herkesin dikkatini çekeceğini, soru yağmurundan rahatsız olacağımı düşünmüştüm :) Kimse fark etmiyor, konusunu açmıyor. İnsanlar bana hiç farkında olmadan sakız, elma, cips vs. ikram ediyor, o kadar önemsiz bir ayrıntı yani :) 
25 yaşında ortodonti tedavisi görmek insanın yaşını daha küçük gösteriyor ve -bence- bi masumiyet katıyor :) Bunun ekmeğini yediğimi söyleyebilirim :)

Aşk hayatında ise korkulacak bir şey yok. Çok rahat söyleyebilirim ki, tedavi görmeye başladığımdan beri kısmetim açıldı :) Bunun nedeni, artık kendime daha fazla güvenerek sürekli gülümsemem olabilir :) Bir de, bir erkek tellerimi önemsemeden bana yaklaşıyorsa gerçekten hoşlanıyor demektir. Bu faktör de karşı cinsin gereksiz bireylerinin kendi kendilerini elemesine yol açıp, yalnızca benden gerçekten hoşlananlara vakit ayırmamı sağlıyor :)

Dişler bir insanın en çok görünen yeridir. Bir insan, hele de bir kadın ağzı kapalıyken ne kadar güzel olursa olsun, güldüğünde yamuk yumuk, çarpık dişlerini gördüğümde bütün güzelliği gidiyor. 40 küsur yaşında olup tedavi olanları gördüm. O yüzden "yaşım geçti", "dişlerimi çektiremem" diye düşünmeden, 1-2 yıl katlanıp sonrasında ömür boyu inci gibi dişlere sahip olmanızı tavsiye ederim ;)



8 Haziran 2014 Pazar

Bath & Body Works - Vanilla - Buttercream El kremi

Bu kremi ABD'den 5$'a almıştım. Vanilya-karamel karışımı, harika ve kalıcı bir kokusu var. Ellerim çok çabuk kuruduğu için gün içinde sık sık el kremi kullanırım.
Dersteyken bile el kremimi tazelerim. Bir gün dersteyken her zamanki gibi kremimi sürdüm, dersi dinlemeye devam ettim. Hoca yanıma kadar geldi, "Burası pamuk şeker kokuyor" dedi, hiç üzerime alınmadım :) Daha sonra yine aynı hocanın dersinde kremimi tazelerken hoca kokunun kremden geldiğini anlayıp ders anlatmayı kesti ve bir süre kremimi inceledi :) 
Kokusu koca bir sınıfa yayılıyor, parfüm niyetine bile kullanılabilir :)
Bana biraz pahalıya geldi ama siz BBW'ün o "çılgın" indirimlerine denk gelirseniz bakabilirsiniz. Tek kötü yanı içeriğinin çok temiz olmaması.

4 Haziran 2014 Çarşamba

Habercilikte Sosyal Bir Devrim: Hurriyet Sosyal

Hoolaa Kermylerim !

Sizlere müthiş dijital yeniliğin haberini vermenin heyecanı içindeyim. Dünyada ilk defa uygulanan "habercilikte sosyal bir devrim yaratan " türden bir inovasyon hareketi ile Hurriyet.com.tr; yine bir ilke imza atıyor. Bir haber sitesinin sosyal tabanlı bir haber sitesine dönüşümünü okuyucularının aktif katılımı ve iletişim içinde olmalarını sağlayacak oluşumu hep birlikte etüt ediyor olacağız .

Alıştığımız haber siteciliğine çok farklı bir soluk getiren Hürriyet Sosyal ile ilgilendiğiniz kategorileri , sevdiğiniz yazarları takip ederken sosyal gücünüzü etkin bir şekilde kullanabileceğiniz ve aktif olarak dahil olabileceğimiz bir sosyal habercilik anlayışı bizi bekliyor . Bir haber sitesi hayal edin ki sosyal medya hesabınız gibi kullanıp atı olarak kendi gündeminizi yaratıp , fikirlerinizi iletebileceğiniz tartışıp eleştirebileceğiniz kişiye özel gazete imkanı sunacak size belki inanılmaz gelebilir kulağa. Ama tanıyınca dahil olacağınıza eminim.


Bu yeniliğe ortak olmak için sosyal.hurriyet.com.tr tabanına üye olarak kendi Hürriyet sayfanızı oluşturmak çok basit adımlardan geçiyor. Twitter , Facebook ya da mail adresiniz ile bir kaç saniyenizi alacak onay işlemi ile kayıt olarak kendi haber dünyanızı oluşturmanın ilk adımını atmış oluyorsunuz .

Ayrıca sosyal medya hesaplarınızı Hürriyet Sosyal hesabınıza bağlayarak sosyal ağınızda geniş bir paylaşım köprüsü oluşturup arkadaşlarınızın ya da kullanıcıların sizi takip etmesine olanak sağlarken akışınızı tek bir platformda yönetebilir  ve sosyal medya profili gibi kişisel fotoğraflarınızı paylaşıp özel mesajlarınızı iletebilirsiniz sayfanızda. Kişisel kontak kurabilirsiniz tüm sosyal medya sitelerinden olduğu gibi.


Üyeliğinizi tamamladıktan sonra önünüze 100 den fazla kategori sunuluyor. Kişisel tercihlerinizi tamamlayıp bundan sonrasında ilgi alanınıza özel haberleri zahmetsizce okuyup kaliteli içeriklere rahatlıkla binlerce haberin arasında kalmadan ulaşabiliyorsunuz. Kişisel gazeteniz bu süreçte ortaya çıkıyor .

İlgi duyduğunuz kategorileri sadece ana başlıklarda sınırlı kalmayıp alt başlıklar ile de detaylandırabilme fikrine ne dersiniz peki ? :) Diğer üyelerin gönderilerine yorum yaparken onlarla mesajlaşabilme fikri alıştığınız ve sevdiğimiz bir özellik değil mi ? Ve bu özellik dünyada ilk kez bir haber sitesinde. Açıkcası Google plus platformunun yakalamak istediği sosyal gücü Hürriyet çok daha başarılı ve akılcı bir yenilikle sunmuş kullanıcılarına kullanım pratikliği ve çok yönlü oluşu ile. Kişisel paylaşımlarınızı Hurriyet.com.tr ana sayfa akışında ’Sizin Gönderdikleriniz’ başlığı altında görmek keyifli olmaz mı? Bence bundan sonrasını okuyun:)

Hepimiz haber okurken mutlaka yorumlarda bulunuyoruz fakat bu neden haberin kaynağına ulaşmasın ? "Neden eleştirilerimizi yüksek sesle iletmiyoruz?"  dediğimiz olmuştur . Hürriyet Sosyal beğendiğimiz haberleri bize öne çıkarma imkanı tanırken bir forum gibi tartışma platformu yaratıp yorumlarımızla katkıda bulunarak aktif bir okur olmanın yolunu açıyor bize.




İşin en güzel yanı ise sadece Hurriyet.com.tr haberleri değil dilediğiniz tüm sosyal içerikleri ve farklı site içeriklerini paylaşmanız mümkün . Bir blogger olarak sitemin kategorisine ait haberlere kolayca ulaşırken ilgili içeriklere yorum yapabilmek alternatif düşüncelerimi farklı sitelerden ekleyerek kendi arşivimi oluşturmak keyifli bir deneyim oldu açıkçası . E- çalışma & arşiv kültürümü oluşturup bunları tek bir platformda paylaşabilmek bana zamanla olan yarışımda oldukça katkı sağlayacak. Ayrıca kendi içeriklerimi paylaşarak yine Hürriyetin yüksek trafiğinden kendi siteme katkıda bulunabilecek olmam çok sevindirici oldu.

Mesleğimle ilgili gelişmeleri takip ederken hobilerimle ilgili güncel tüm yeniliklerden aynı anda haberdar olurken okurlarımla keyif aldığım içerikleri tek bir sosyal platformdan paylaşırken birbirimizi takip edebileceğimiz için iletişimimiz aksamayacak . Biliyorsunuz ki aynı anda bir çok sosyal medya hesabını yönetiyoruz ve dönem dönem trafik aksamasına uğramıyoruz değil ama bu platform ile sorunu aşabileceğime inanıyorum. Özel mesaj yolu ile ya da tartışma başlıklarım altında bana gelen soruları ya da eleştirileri tek bir yönetici panelinde barındırıp yönetebilme fikri oldukça zekice kurgulanmış projenin en başarılı ayaklarından .


Kullanıcı dostu ara yüzü ile alıştığınız sosyal medya mantığı ile birebir olduğu için benim gibi kısa sürede alışacağınıza eminim  . Örneğin Facebook ve Twitterdaki like işlemi Hürriyet sosyalde "Öne çıkar" butonu ile karşımıza çıkıyor. Öne çıkar butonu ile dilediğiniz haberleri ana sayfanıza taşıyıp kendi hashtaglarıinizi ve gündemlerinizi yaratabileceksiniz . Bu fikir oldukça heyecan verici çünkü kendi gündeminizi yaratırken sosyal ağlarda takipçilerinizle aktif paylaşımda bulunmaya devam edebilir ayrıca etkileşimlerinize göre Hürriyet tarafından önemsediğiniz yayınlarınız ön plana çıkarılacak ve yayın akışına yön verebileceksiniz. Okuyucusuna bu denli önem veren bir yayın devine bu yakışırdı zaten !

Aynı zamanda sevdiğimiz yazarları takip etme olanağımız olduğuna ayrıca değinmek istiyorum. işte bu noktada sosyal ağlardan bir kaç farklı özellikle öne geçiyor Hürriyet Sosyal : Sevdiğiniz yazarları takip ederken onların kişisel postlarını da görebileceksiniz .Neleri sevmişler sevmemişler bugün ne yapıyorlar gibi ... Bizlerle günlük hayattan kendi esintilerini paylaşacaklar . Sadece kullanıcılarla sınırlı olmayacak hareket alanınız özetle. Onların yazılarına yorumlarımızla daha aktif katılarak iletişim sağlayabiliyor olacağız.

Bu sistemin en heyecan verici yanı bir haber sitesini sosyal  ağ gibi kullanırken kendi dünyanızı oluşturabilmek ve daha çok kişiye ulaşıp kendinizi ifade edebilmek .

Daha özgür , daha aktif tartışabilen , sorgulayan ve paylaşabilen bir okuyucu olabilene ne mutlu.  Benim Hürriyetim ! Benim Gazetem , benim dünyam. Sizlerin de kendi Hürriyetinizi yaratmanız dileğiyle.

Sevgiler,

İçerik: http://www.kermitalemlerde.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Haziran 2014 Pazartesi

Dirty Works - Coconut Scrub

Bu ürün Gratis'in meşhur indirimlerinden birinde görmüştüm, harika ambalajı ve muhteşem hindistan cevizi kokusu sayesinde aklımı çeldi, 6-7 lira verip aldım.

Ancak kullanmaya başladığımda raftayken beni cezbeden hindistan cevizi kokusu, yerini bildiğin kusmuk kokusuna bıraktı! Ürünü daha katı bir şey zannediyordum, ancak kıvamı da kusmuk gibi. 


Sırf bitirmek için kullanıyorum ve kokusu yüzünden, sürer sürmez yıkıyorum. 
"Life's a Beach", "Don't you scrub up well!" gibi esprili yazıları bile o kötü kokuyu kamufle edemiyor.

Bu ürünü kullanıp da kokusunu seven var mı? Merak ediyorum :)

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Hindistan Cevizi Çılgınlığım!

Hindistan cevizinin her türlüsüne bayılıyorum. Parfümü, bakım ürünlerleri, yağı, kremleri... Ne bulursam severek kullanıyorum. Brezilya'dayken favori içeceğim hindistan cevizi suyu idi. Hatta yine Brezilya'dayken hindistan cevizi sütü ile yemek yapmıştım, nefis olmuştu.

Sanırım hayatta en sevdiğim koku hindistan cevizi kokusu. O yüzden ne bulduysam aldım. İşte koleksiyonum:

- Trader Joe's Coconut Oil: ABD'den 4-5$'a almıştım. Hayatımda kullandığım en iyi hindistan cevizi yağı. Kokusu bile beni öldürmeye yetiyor. Açıp açıp kokluyorum. O kadar harika bir şey ki, yiyesim geliyor. Zaten aldığım markette de yiyecek reyonunda satılıyordu :)
- Palmer's Şampuan: Henüz kullanmaya başlamadım ama müthiş olduğuna eminim.
- Organix Coconut Milk Saç Kremi: Hastasıyım! Hem harika kokuyor hem saçlarımı besleyip yumuşacık yapıyor. Bir tane de blog satışım için almıştım.
- Yves Rocher Noix de Coco Lip Balm: Yves Rocher alışverişimin yanında hediye olarak gelmişti, haliyle havalara uçmuştum. Ortalama bir lip balm ama kokusuna bayılıyorum.
- Dirty Works Coconut Scrub: Bunu da %50 indirimde görünce, cicili bicili ambalajına ve tabii ki hindistan cevizli olmasına dayanamayarak aldım. Ancak hiç memnun değilim. Yazısını yazacağım yakın zamanda.
- Kruidvat Coconut Body Lotion: Bu losyonu Hollanda'dan almıştım. Havaalanındaki çok sıkı güvenlik önlemlerine rağmen uçağa sokabilmiştim. O yüzden yeri ayrıdır ama hala sıra gelmedi kullanmak için :)
- The Body Shop Coconut Oil: Bu ürün saçların daha parlak görünmesine yardımcı oluyor. Saç uçlarım kuru görünüyorsa bundan sürüyorum. Harika kokuyor elbette ki.
- Palmer's Brazilian Kerain System: Brezilya fönü alternatifi, zararlı kimyasal içermeyen bu seti ABD'den almıştım. Becerikli bir arkadaşımın Ankara'ya gelmesini bekliyorum uygulamak için, kendi başıma halledemem :)

Veee parfümler. Daha önce hindistan cevizli parfümlerimi karşılaştırmıştım, aileye yeni üyeler katıldı. 

- Victoria's Secret - Coconut Passion: Pek kalıcılığı olmayan ortalama bir koku. Hindistan cevizinden çok vanilyayı andırıyor bana.
- Jennifer Lopez- Miami Glow: Hayatımın 2 parfümünden biri, hastasıyım! Tam sahil kokusu. Güneş kremi gibi kokuyor. Stokladığım ilk ve tek parfümdür :)
- Yves Rocher - Noix de Coco: Biraz ağır bir koku, vanilyayı andırıyor bu da. O kadar sıkmama rağmen ne kadarının bittiğini şişeden görebilirsiniz. Oldukça bereketli.
- Harajuku Lovers - G.: Bu parfümü ABD'den almıştım yine. Beklentilerimin altında kaldı kokusu. Çok kalıcı da değil.

Sizin de böyle takıntı derecesinde sevdiğiniz kokular var mı?

26 Mayıs 2014 Pazartesi

(Sonunda) Bitti de Gitti! #4

Bu yazıda bahsedeceğim ürünleri bitirmek için neredeyse 1 yıl uğraştım. "Bereketli nedir?" sorusuna cevap niteliğindeler. Bitirene kadar her gittiğim yere -Güney Amerika dahil- yanımda taşıdım.


1- Jüri özel ödülümüz La Roche-Posay'nin Ceralip isimli dudak nemlendiricisine gidiyor. Dudakları onarma, yumuşatma vaadi var ama parlatıcı niyetine kullandım. Bir numarası yok. Bu ürünü 10 ayda falan bitirebildim, inanılmaz, değil mi? Ve üstelik bu 10 ay boyunca basınçtan dudaklarımın çatladığı yerlere de gittim, ayazın ortasında da kaldım. İstisnasız her gün, en az 2-3 kez sürdüm! Bitmiyor arkadaş bitmiyor! Aslında dibinde az miktar kaldı ama tüpü makasla kesmek istemediğim ve artık yeni ürünlere başlamak istediğim için bıraktım.
Tebrikler La Roche-Posay, bitmeyen ürün yapmışsınız!

2- Bioderma Sensibio H2O - Bu ürünü bilmeyen yoktur zaten. Bu damacana boy makyaj temizleyicisini 5-6 ayda falan bitirebildim.

3- Yazısını daha önce yazdığım biricik Lancome Hydra Zen kremim. Bu favori nemlendiricimi ayıla bayıla rahat bi 9 ay kullandım. Benimle dünyayı gezdi. Kokusuna, nemlendirmesine, bıraktığı hisse ayrı ayrı hastayım. Pahalı olmasa alıp depolarım eve. İlk kez bir kozmetik ürünüm bittiğinde duygulandım, kavanozu kazıdım en ufak bi krem parçası kalmasın diye :)

4- DOA Kozmetik Melisa Kremi: Bu da bitmeyengillerden. Rahat 9-10 ay kullandım. Gün içinde sık sık ellerime krem süren bir insanım, bunu her gün kullandım. Hatta bi ara abartıp çantamda dolaştırıyordum. Sonunda bitti ve kardeşi olan fesleğen kremini açtım. Gelecek sene başında o da bitmiş olur diye umuyorum :)

5- Yves Rocher Papatyalı El Kremi: Bu geç biten bir ürün değil ama yine de ekleyeyim dedim. Kremden oldukça memnun kaldım. Sürdükten sonra bir yağlılık hissi vermeyip hemen emiliyor. Kokusu da rahatsız etmiyor. Ama fotoğraftan da gördüğünüz gibi tüpün dibinde kalan yerleri çıkartmak imkansız. Makasla kesmek istemediğim için bıraktım öyle. Yeni ürünler denemek istemeseydim bir daha alırdım.

Bir ürünü bu kadar geç bitiren bi ben miyim? Sizin de böyle bitirene kadar uğraştığınız ürünler oluyor mu?

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Hayal Kırıklığı - Real Techniques Pudra Fırçası

Daha önce blog'umda bahsettiğim gibi, Amerika'dan büyük bir hevesle MAC pudra almıştım. Ancak pudra fırçası almayı unutunca geldiğimden beri kullanamadım pudrayı. Geçenlerde Kozmela Real Techniques fırçalarda indirim yapınca RT Powder Brush'a kargo dahil 32,5 liraya sahip oldum. Büyük bir hevesle fırçamın gelmesini bekledim ancak tam bir hayal kırıklığı oldu.



 Fırçanın kılları gereğinden fazla uzun ve fazla. Bu yüzden şakaklar, burun kenarları gibi yerlere pudra süremiyorsunuz.
Pudrayı fırçayla bolca alsanız bile, fırça yoğun kılları yüzünden çok pudra yiyor. Yine aynı nedenlerde dolayı, kat kat pudra uygulasanız bile yüzünüzde bir değişiklik olmuyor; çünkü bütün pudra kılların arasında kayboluyor!
Fırçanın kıllarıyla sapın birleştiği yeri tutarak uyguluyorum ki en azından yüzümün dar kısımlarına girebilsin. Ancak yine de, yanak gibi nispeten geniş bölgelerde de pek bir kapatıcılık gözlemleyemiyorum. 
Sorun pudrada mı acaba diye düşünüp önceden kullandığım 1 liralık pudra aplikatörüyle uyguladım MAC pudramı, sonuç tatmin ediciydi. Yani; sorun Real Techniques'in bu -bence- berbat fırçasında.
 
 Bu fırçayı heyecanla bekliyordum; fakat son zamanlarda kullandığım en başarısız fırça çıktı. Aynı şekilde, Real Techniques allık fırçası da fazlasıyla uzun ve işlevsiz. Keşke fırçalarda da geri verme gibi bir şansımız olsaydı.

Real Techniques diye her ürünü iyi olacak diye bir şey yokmuş demek ki...

Bu üründen memnun kalan var mı aranızda?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

ShareThis